İndüklenmiş (iatrojenik) menopoz

MENOPOZ
Menopoz “over (yumurtalık) aktivitesinin yitirilmesi sonucunda menstruasyonun yani adetlerin kalıcı olarak sonlanması”dır. Menopoz teşhisi bir kadının 12 ay boyunca adet görmemesi durumunda konulan bir tanıdır. Tabi bu adet görmeme durumuna neden olacak başka bir durum olmaması gerekir, emzirme vb. gibi..

Menopoz’un kelime anlamı:
Latince mens kelimesi ay anlamına gelir. Pause kelimesi durmak, ara vermek anlamına gelir. Menopoz kelimesi bu kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. mens-pause = menopause = menopoz (ingilizcede menopause olarak yazılır)

Menapozda belirtiler:
– Ateş basması
– Terleme
– Uyku problemleri
– Duygu durum bozuklukları
(Depresyon, sinirlilik, agresiflik, anksiyete…)
– Libidoda azalma
– Vajinal kuruluk, Disparoni (ağrılı ilişki)
– İdrar yapmada güçlük, poliüri
– Kemik erimesi (osteoporoz)

Menopoz belirtilerinin ne kadar süreceği, kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde kısa sürerken, bazı kişilerde de 10 yıl kadar sürebilmektedir. Ortalaması 1 – 5 yıl arasında sürer.

Sıcak basması vb. şikayetler için bazı hastalarda kullanılan hormon replasman tedavisi ve osteoporoz tedavisi en sık tedavi uygulamalarıdır.

Menopoza Girdim. Hormon Tedavisi Almalı Mıyım ?
Menopoza giren her kadına hormon replasman tedavisi verilmemelidir. Geçmiş yıllarda farklı uygulamalar olmakla beraber son çalışmalardan sonra bu konudaki öneri “sadece orta ve şideetli derecede ateş basmalarından şikayetci kadınlara hormon tedavisi verilmelidir” şeklindedir. Menopozla ilgili herhangi bir şikayeti olmayan kadınlara hormon tedavisi verilmemelidir.
Bu konuda daha detaylı bilgi için menopozda hormon tedavisi konusuna bakınız.

Doğal (kendiliğinden, spontan) menopoz: Hiçbir ilaç veya ameliyata bağlı olmadan kadının kendi kendine menopoza girmesidir.

Cerrahi menopoz:
Ameliyat ile yumurtalıkların alınması nedeniyle menopozun başlamasıdır. Yumurtalıklar rahim ile birlikte veya tek başına alınırsa ameliyat sonrasında eynı doğal menopozda olduğu gibi menopoz belirtileri başlar. Tedavisi ve takibi ve belirtileri doğal menopoza benzerdir.
Yumurtalıkları (overleri) alınmadan sadece rahmi alınan bir kadın menopoza girmez. Rahmi alındığı için artık hiç adet göremez ama yumurtalıkları hormon üretimine devam ettiği için menopoz belirtileri oluşmaz bu nedenle menopoza girdiği söylenemez.

İndüklenmiş (iatrojenik) menopoz:
Kemoterapi veya radyoterapi gibi tedaviler nedeniyle yumurtalıkların hasar görmesi neticesinde menopozun başlamasıdır. Cerrahi menopoz da bu gruba girer.

Erken menopoz:
40 yaşından önce adetlerin tamamen kesilmesidir. Prematür menopoz diye de adlandırılan bu durum hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Perimenopoz:
Menopoz ile ilgili belirtilerin başlamasından son adet kanamasının 1 yıl sonrasına kadar geçen döneme perimanopoz denir. Menopoz ile ilgili ateş basması, sıkıntı, adet düzensizlikleri, uykusuzluk gibi belirtiler sıklıkla adetler tamamen kesilmeden 3-5 yıl önce başlar.

DİYAFRAM VE KADIN PREZERVATİFİ

DİYAFRAM VE KADIN PREZERVATİFİ
Diafram cinsel ilişki öncesinde kadının rahim ağzına yerleştirilen bir lateks kılıftır. Böylece spermin serviksten yıkarı geçerek yumurtayı döllemesine engel olur. Diyafram ile birlikte spermisid kullanılması önerilir. Çünkü spermler hem birkaç saat yaşayabilirler hem de diyaframın kenarlarından içeriye sızabilirler. Buna dikkat edildiği takdirde diyafram etkili bir doğum kontrol aracıdır.

Cinsel ilişkiden birkaç saat önce vajenden rahim ağzına doğru yerleştirilmelidir. Ancak bu süre üç saati geçerse sperm öldürücü kremin etkisi geçer. O zaman diyafram tekrar kremlenmelidir. İlişkiden sonra en az 6 saat içeride kalmalıdır ve bu süre dolduğunda kesinlikle çıkarılmalıdır.

Kadın prezervatifi vajina içerisini tamamen kaplayacak şekilde yerleştirilir.
Diafram ve kadın prezervatifi günümüzde çok nadir kullanılan korunma yöntemleridir.

Diafram prezervatif gibi cinsel organı tamamen kaplamadığı için (sadece rahim ağzı ve etrafını kapatır) cinsel yolla geçebilecek hastalıklara karşı koruma sağlayamaz, bu amaçla kullanılmamalıdır. Erkek prezervatifi (kondom) cinsel yolla geçebilecek hastalıklara karşı koruma sağlayabilir.

Diafram üriner enfeksiyon (sistit) gelişmesine neden olabilir. Toksik şok sendromu riski nadir de olsa vardır, bu nedenle toksik şok sendromu öyküsü olanlarda diafram kullanılmamalıdır.

Kadınlarda sık kullanılan korunma yöntemlerinden birisi olan tüp bağlama

,TÜP BAĞLAMA SONRADAN TEKRAR AÇILABİLİR Mİ? (TEKRAR GEBELİK İSTENİRSE)
TÜPLER AMELİYATLA TEKRAR AÇILABİLİR Mİ?

Kadınlarda sık kullanılan korunma yöntemlerinden birisi olan tüp bağlama (tüp ligasyonu, BTL) yeterli sayıda çocuğa sahip olmuş ve başka çocuk kesinlikle istemeyen kadınlara uygulanan bir yöntemdir. BTL ile ilgili detaylı bilgilere burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz. Başka çocuk kesinlikle istemeyen kadınlara uygulanmasına rağmen bazen çocuklardan birinin ölümü veya boşanma-tekrar evlenme gibi daha önce hiç hesapta olmayan olağan dışı durumlardan dolayı tüpleri bağlanan kişi tekrar çocuk isteminde bulunabilmektedir. Tüp bağlama işlemi uygulanan her bin kadından ikisinde bu tür tekrar çocuk istemi ile karşılaşılmaktadır.

Bu durumda çiftin tekrar çocuk sahibi olması için ya mikrocerrahi yöntemle geri dönüşüm ameliyatı uygulanması gerekir veya tüp bebek (IVF, ICSI) uygulanması gerekir. Geri dönüşüm ameliyatı (tubal reanastomoz, reversal) bağlanmış tüplerin tekrar uç uca birleştirilmesi işlemidir ve oldukça komplike, uzun süren, yüksek maliyeti olan, başarı garantisi olmayan bir ameliyattır.
Geri dönüşüm ameliyatının başarısı tüplerin hangi teknikle bağlandığına, anastomoz bölgesine, uç uca birleştirme sonrası kalan tüp uzunluğuna bağlıdır. Anastomoz sonrasında tüp uzunluğunun 4cm’den fazla olması durumunda ve anastomoz bölgesinde tüp çapları arasında belirgin fark bulunmadığında geri birleştirme ameliyatının başarısı daha yüksektir.

Geri dönüşüm ameliyatı veya tüp bebek uygulamaları sonrası gebelik elde etme başarısı %50-70 civarında bulunmaktadır.
Tubal reanastomoz ameliyatı (tüplerin tekrar açılması ameliyatı) sonrasında dış gebelik oluşma riski vardır. Ameliyat sonrasında oluşan gebeliklerin yüzde 10 kadarı dış gebeliktir.